KARANTİNA GÜNLERİNDE SİZİ YOLCULUĞA ÇIKARACAK 7 YOLCULUK KİTABI

Triprouter ekibi olarak gezmeyi ne kadar sevsek de son günlerde sağlığımızı korumak için evde kalıyoruz ve gezmeye başlayacağımız günü bekliyoruz. Yolculuklar her zaman insana hem kendini hem de dünyayı keşfetme imkanı vermiştir. Dünyayı fiziksel olarak keşfedemesek de bizi büyülü yolculuklara çıkarabilecek kitapları sizlerle paylaşmak için derledik. daha fazlası için TripRouter Covid mode‘u ziyaret edebilirsiniz!

1) PUSLU KITALAR ATLASI

“Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim.”

İhsan Oktay Anar’ın ilk romanı ve aynı zamanda Türk edebiyatında yaptığı bir devrim olan Puslu Kıtalar Atlası, kesinlikle okunması gereken Türk eserlerinden biri. Yalnızca Türk edebiyatına değil, Fransızca, İngilizce, Macarca ve Korece gibi bir çok dile çevirilerek dünya edebiyatına da damga vurmuş bir eser. Eserde eski İstanbul’da geçen bir dizi gizemli olay size koltuğunuzdan kalkmadan soluksuz okuyacağınız bir zaman yolculuğu sunuyor. Yazar, bu eserde öyle muazzam betimlemeler kullanmıştır ki tüm sahneler gözünüzün önünde canlanır. Galata’dan Azapkapı’ya yürürken o taşlı yollar ayağınıza batar, kayıkla Haliç’i aşarken martı sesleri kulağınıza gelir. Ayrıca, usta çizerlerden İlban Ertem bu puslu dünyayı okurlarına kalem darbeleriyle de sundu. Çizgiromanı da tarzıyla en az roman kadar kıymetli bir eser.

2) SİMYACI

“Yüreğine acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek acı çekmez”.

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye’de de çok okundu, çok sevildi. Bir Doğu klasiği olan Mevlana’nın ünlü Mesnevi’sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir “klasik” yapıt haline geldi.Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatname”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın? Gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin sırrı Santiago’nun Mısır yolculuğuna eşlik eden içsel yolculuğu aynı zamanda.

3) KÜÇÜK PRENS

“Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: *Gerçeğin mayası gözle görülmez. “

Aynı zamanda bir pilot olan Antoine de Saint-Exupery tarafından yazılan Küçük Prens, uzayda küçük bir asteroidden gelen küçük bir çocuğun hikayesini anlatır. Yolculuğu esnasında bir çok farklı kişiyle tanışan küçük kahramanımız, bir çocuğun gözünden hayatın nasıl olduğunu ve bunu niçin unutmamamız gerektiğini büyülü bir hikaye ile gözler önüne serer. İçinde küçük büyük bütün okurların kendinden bir parça keşfedeceği bu unutulmaz eser dünyada farklı dillere en çok tercüme edilen üçüncü kitaptır ve Fransa’da yirminci yüzyılın en iyi kitabı seçilmiştir.

4) YILDIZ GEZGİNİ

“Unutabilme yeteneği akıl sağlığı anlamına gelir. Aralıksız anımsamak ise saplantı, delilik anlamına gelir.”

Jack London tarafından yazılan Yıldız Gezgini, bir meslektaşını öldürdüğü için ömür boyu hapis cezası alarak  San Quentin  hapishanesine düşen Darrell Standing adlı bir profesörün hapislerde geçirdiği yılları anlatmaktadır. Yozlaşmış Amerikan hapis ve ceza sistemi ile işkenceleri, zorbalıkları ve insanlık dışı uygulamaları ortaya koymak amacıyla yazılmıştır.   Bu roman ömür boyu hapis cezası alan Darrell Standing adlı profesörün gözünden bir yandan Amerikan hukuk sistemini ve cezaevlerini eleştirirken, diğer yandan da astral seyahat ve ruh göçüşmesi yolu ile Darrell Standing’in geçmişe ve geleceğe yaptığı hayali yolculukların hikâyelerini anlatmaktadır. Bu nedenle roman bir yandan derin ve doğal gözlemlerle Amerikan hapis ve ceza sistemini tenkit etmekte, diğer yandan ise okurlarına gerçeküstü yolculuklar da sunmaktadır.

5) ŞİLİ’DE GİZLİCE

“Her yerde ekmek, pirinç, elma; Şili’de dikenli tel, dikenli tel, dikenli tel.”

1973 yılında, iri-yarı, siyah saçlı, sakallı bir sinema yönetmeni, askeri darbenin hemen ardından Şili’den kaçtı. On iki yıl sonra, zayıflamış, saçlarının rengi açılmış, sakalını kesmiş olarak geri döndü; sahte bir pasaportla, sahte bir adla, sahte bir geçmiş ve sahte bir eşle. Bu öykü, Diktatör yönetimi altındaki Şili’de hayatın nasıl olduğunu bir belgeselle dünyanın gözleri önüne sermek uğruna özgürlüğünü tehlikeye atarak Şili’ye gizlice giren Miguel Littin’in öyküsüdür. Ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez, Miguel Littin’le yaptığı tam on sekiz saatlik bir görüşmeden sonra bu öyküyü romanlarından tanıdığımız ustaca anlatımıyla kaleme aldı. Pinochet’nin Şili’sini, dışı cilalı, içi yozlaşan o diktatörlük yönetiminin gerçek yüzünü, bu yönetime karşı çıkan, kimi başarılı olan kimi de işkence gören, kaybolan sayısız Şililinin kahramanca direnişini, sürgünde yaşamanın acısını derinden hisseden Littin’in serüvenini Şili’de Gizlice adı altında Gabriel Garcia Marquez’in büyülü anlatımından okuyabilirsiniz.

6) BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ

“Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. “

Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı’yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini’nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden… Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklarla iç içe geçmiş bir arayış ve umut öyküsü. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem.

7) İSTANBULDA ÖLMEDEN ÖNCE YAPMANIZ GEREKEN 101 ŞEY

“Bak bakalım uçabilir misin?”

Akdoğan Özkan’ın 2007 yılının satış rekorları kıran “Türkiye’de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey” kitabından sonra, serinin ikinci kitabı… Özkan bu kez bizi 2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a götürüyor… Hayata ilişkin beklenti ve arzularını İstanbul’la buluşturmak isteyenler için. Hayatlarını bu şehirde olağandışı kültürel lezzetlerle ve keyifli aktivitelerle zenginleştirmek isteyenler için… En iyi bildiğimizi sandığımız şehrin şifresini kırıp sırlarını bize açıyor. Bir dünya başkentinin pek bilinmeyen kıymet ve harikalarına çeviriyor dikkatlerimizi Özkan. İstanbul’un en romantik koordinatlarının izini sürüyor… En ilginç durakların, en güzel kültür rotalarının, “çok yıldızlı” maceraların, olağandışı lezzetlerin… Hayatın gürültüsü arasında İstanbul’un belki kucaklama fırsatı bulamadığımız zenginlikleri için bir keşif rotası sunuyor… 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *